Gülizar Biçer Karaca: “Emekliler Sefalet Sınırının Altında, Kadınlar Ayrımcılıkla Yüz Yüze, MESEM Çocukların Hayatını Çalıyor!”

03.11.2026

Gülizar Biçer Karaca konuşması,Gülizar Biçer Karaca Çalışma Bakanlığı bütçesi,en düşük emekli aylığı oranları CHP,kadına ücret ayrımcılığı ,MESEM çocuk işçi ölümleri,İşsizlik Sigortası Fonu harcamaları,bütçe 2027

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca:

- “Sunulan pembe tabloyla sahada yaşanan sefalet örtülemez, emekliler açlık sınırının da altına geriledi!”

- “Aylık bağlama oranının düşürülmesi emekliyi sefalete itti; en düşük emekli aylığı brüt asgari ücretin en az yüzde 70’ine yükseltilmelidir.”

- “Türkiye'de her 10 çalışandan 4'ü asgari ücrete mahkûm, asgari ücretli alım gücünü koruyabilmek için en az 35 bin lira almalıydı.”

- “Aynı işi yapan kadınlar erkeklerden yüzde 34 daha az kazanıyor; İşsizlik Sigortası Fonu'ndan patronlara verilen para işçiye verilenin 2 katını aştı!”

- “Bakanlığın 2027 bütçe hedeflerine bin 500 iş cinayetini koyması kabul edilemez; MESEM çocukların oyun ve eğitim hakkını elinden alan bir düzendir!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleştirilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2027 Yılı Bütçesi görüşmelerinde söz aldı. Bakanlık sunumundaki pembe tablolar ile halkın yaşadığı derin yoksulluk arasındaki çelişkileri Komisyon gündemine taşıyan Biçer Karaca; emekli maaşlarındaki sistemik düşüşten asgari ücretin sefalet düzeyine, kadın işçilerin uğradığı ücret ayrımcılığından İşsizlik Sigortası Fonu'nun amacı dışında kullanılmasına ve MESEM’lerde çocukların yaşadığı hak gasplarına kadar tüm detayları kamuoyuyla paylaştı.

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2027 yılı bütçesine ilişkin konuştu.

En düşük emekli ücretinin 23 bin liraya çıkarılmasının övünülecek bir şey olmadığını söyleyen Karaca, "Asgari ücret rakamları da kabul edilebilir değildir. Açlık sınırının üzerinde olmalıdır. Genç kadın işsizliği ise giderek yükseliyor. Öte yandan kadınların yüzde 32'si kayır dışı çalışıyor. Çocuk işçiliği ile mücadelede ise daha fazla çocukla görüşmek bu sorunu ortadan kaldırmıyor. İşsizlik fonundaki paranın ise başka yerlerde kullanılmasını kabul etmiyoruz. Bütçenizde hedef olarak iş kazası ölümü var. Bakanlığın böyle bir hedefi olamaz. Bakanlık bir çalışanın bile burnunun kanamasını kabul etmemeli. MESEM'lerle ise çocuklar çocuklarını yaşayamıyor, bunu vebali sizin omzunuzda" dedi.

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’nın Komisyonda gerçekleştirdiği konuşmanın tamamı şöyle:

Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Başkan, Değerli Bakan, sayın bürokratlar, Komisyonumuzun saygıdeğer üyeleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, bugün sabahki sunumunuzu dikkatle izledim, hem de dağıttığınız metinlerden takip ettim; sonra birden kendi hazırlıklarımdan şüpheye düşüm. Öyle rakamlar, öyle bir refah sundunuz ki önümüze, gerçekten "Acaba bende mi bir hata var?" dedim; gittim odamda biraz ders çalışayım, kontrol edeyim diye ama öyle değilmiş maalesef. Şimdi ben de kamuoyuyla, halkımızla gerçekleri paylaşmak istiyorum.

“EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI ALANLARIN ORANI YÜZDE 7’DEN YÜZDE 30’A YÜKSELDİ”

Emeklilerin durumuyla başlayalım Sayın Bakan. Bugün dediniz ki: "En düşük emekli aylığını 20 bin liraydı, biz bunu 23.552 liraya çıkardık." Sayın Bakan, bununla övünemezsiniz, bu övünülecek bir durum değil! Bu, asgari ücretin 4.523 lira altında, açlık sınırı 38 bin liranın 15 bin lira altında... Yani emekliler açlık sınırının altından sefalet sınırının da altına doğru maalesef gerilemiş durumdalar. Neden çok önemli bu mesele? Çünkü 2019 yılında en düşük emekli aylığı alanların emeklilere oranlarındaki payı yüzde 7'ydi; 2019 yılı, yani iktidarda siz vardınız. 2026'ya geldiğimizde en düşük emekli aylığı alanların emekliler arasındaki payı yüzde 30 olmuş. Yani bu durumda emekli aylıklarının bu kadar düşük, bu kadar sefalet sınırının altında olması kabul edilebilir bir rakam değil. Keşke bugün sabah bu konuda bir öz eleştiri yapabilseydiniz.

Sayın Bakan, emekli aylıkları daha önce belirlenirken bir alt sınır vardı. Neydi bu alt sınır? "Prime esas en düşük kazancın yüzde 70'inden az olamaz" deniliyordu. Şimdi bunu yüzde 35'e indirdiniz. Yani bugün en düşük emekli aylığı alanlar gerçek alması gereken ağırlıktan yüzde 35 daha az alıyorlar, bunu kabul edemeyiz! İşte emeklileri bu kadar sefalete sürükleyen noktalardan birisi de bu aylık bağlama oranlarındaki değişikliktir. Bunun yeniden "Brüt asgari ücretin yüzde 70'inden az olamaz" şeklinde düzenleme yapılması gerekiyor ki emekliler de insan onuruna yaraşan asgari bir emekli aylığına kavuşabilsin.

“ALIM GÜCÜNÜ KORUMAK İÇİN ASGARİ ÜCRET EN AZ 35 BİN LİRA OLMALIYDI”

Gelelim asgari ücrete Sayın Bakan. Asgari ücrette de dediniz ki: "Net asgari ücreti 28.075 liraya çıkardık." Ocak ayından bugüne kadar asgari ücretin satın alma, yani alım gücünü koruyabilmesi için yaklaşık 35 bin lira olması gerekiyordu ama bugün 28 bin lirayla burada toplumun önünde, asgari ücretlinin önünde bu rakamları telaffuz etmek gerçekten kabul edilebilir bir durum değil.

Neden asgari ücret önemli? Çünkü hani "gelişmiş ülkeler, Avrupa bizi kıskanıyor" ya; baktığınız zaman orada asgari ücret istisna ama bizde asgari ücret temele dönüşmüş, temel gelire dönüşmüş Sayın Bakan. Her 10 çalışandan 4'ü asgari ücret düzeyinde gelir elde ediyor ve çalışanların yüzde 15'i de asgari ücretin de altında gelire sahip. O nedenle asgari ücret konusunda bu rakamları kabul etmek mümkün değildir ve bahsettiğim gibi, asgari ücretin mutlaka ve mutlaka açlık sınırının üzerinde ve insan onuruna yaraşır bir sınırda tespit edilmesi, belirlenmesi ve bu bütçeye eklenmesi gerekir diye düşünüyorum.

“KADINLAR ERKEKLERDEN YÜZDE 34 DAHA AZ ÜCRET ALIYOR”

İşsizlik, kadınlar, gençler başlığına gelelim. Sayın Bakan, işsizlikte tek haneli rakamlarla övünüyorsunuz ama genç kadın işsizliğine baktığımız zaman bir ayda yüzde 19,9'dan yüzde 23,3'e yükselmiş genç kadın işsizliği. Kadınların istihdamdaki payı yüzde 31,2; yani erkeklerin yüzde 34,6 gerisinde. Yine kadınların özellikle çalışma yaşamında, kayıt dışı çalışmalarda da maalesef kadınların durumu çok kötü Sayın Bakan. Bugün 2025 verilerinizde, raporlarınızda ya da faaliyet raporlarınızda kayıt dışılığı yüzde 27 olarak belirlemişsiniz; bu yüzde 27'nin yüzde 32'si kadınlar. O zaman siz kadınlar konusunda hani "Refah seviyesi, şu kadar kadın çalıştırdık ya da istihdam yarattık" dediğinizde karşımıza çıkan rakamlar bunlar.

Peki tek ayrımcılık bu mu? Aynı meslek grubunda çalışan erkekler ile esas işte çalışan kadınlarda durum daha da vahim. Her kadın erkeklerden yüzde 34 daha az ücret alıyor. Yani aynı meslek grubunda yönetici olan bir kadın bir erkekle eşit maaş alamıyor; erkek 100 lira alırken kadın 66 lira alıyor Sayın Bakan. Bu eşitsizliğin de giderilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Yine işçi ölümleri... Birçok arkadaşım bahsetti. Önce kadınların çalışma hayatındaki varlığı için ücretsiz kreş, bakım yükünün kadınların omzundan alınması ve erişilebilir güvenceli iş olanaklarının sağlanması gerekiyor.

“ÇOCUKLARIN YERİ İŞÇİLİK DEĞİL OYUNDUR VE EĞİTİMDİR”

İşçi ölümleri, çocuk işçiliği ve MESEM konu başlığına gelmek isterim. Sayın Bakan, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin açıklamalarına göre son dokuz ayda 1.736 yurttaşımız iş kazasında hayatını kaybetmiş; eylül ayında bu rakam 226. Bunlar birer sayı değil, bunlar yaşamdan kopan insanlar, koparılmış insanlar Sayın Bakan! Peki en vahimi ne? En vahimi de bu ölenlerin 66'sı çocuk! Yani "çocuk işçiliği" diye bir kavramı kabul etmemiz mümkün değil. Çocukların yeri işçi olmak değildir; çocukların yeri oyundur, eğitimdir, çocuklar çocukluğunu yaşamalıdır!

Yine çocuk işçiliği için "45.854 çocuğa ulaştık" diyorsunuz Sayın Bakan. Peki şunu ifade etmek isterim: Strateji belgenizde "çocukların korunması" başlıklı bir alt program var. Bu alt programda "çocuk işçiler riskini artıran faktörler" diye bir birim koymuşsunuz ve diyorsunuz ki "Çocuk işçiliğine ilişkin denetimleri yeterince etkin yerine getiremiyoruz." Hem yeterince etkin yerine getiremiyorsunuz hem de 2027 bütçesinde erişilebilir çocuk sayısını daha da düşürüyorsunuz. Neden vitesi geriye alıyorsunuz, anlamadım?

Çocuk işçiliğinin sebeplerini strateji planınızda şöyle açıklıyorsunuz: "Yoksulluk, eğitim hizmetlerine erişim güçlüğü, düzensiz göç, mevzuat eksikliği ve denetimlerin yeterince etkin olmaması." Peki durum, hâl böyle iken sadece çocukları ziyaret etmek, çocuklara erişmek çocuk işçiliğini ortadan kaldırıyor mu? Çocuk işçiliğiyle mücadelede daha fazla çocuğa ulaşılması çocuk işçiliğini maalesef azaltmıyor, ortadan da kaldırmıyor Sayın Bakan.

“İŞSİZLİK FONU PATRONLARIN DEĞİL İŞSİZ KALANLARIN GÜVENCESİDİR”

Evet, İşsizlik Sigortası Fonu konusunda birçok arkadaşım konuştu, ben de bir şey ifade etmek isterim. İşsizlik Sigortası Fonu diyor ki: Kendi iradesi ve kusuru dışında işini kaybeden çalışanların gelir kaybını belirli süre asgari kısımda kısmen karşılamak... Amacı da bu. Peki bakıyoruz yayınladığınız verilere; işsizlik ödeneği 82,59 milyar lira, yani işsiz kalanlara ödediğiniz para bu. Teşvik ve destek ödemeleri, aktif iş gücü programı falan filan derken bu tür programlara 175,34 milyar para ayırıyorsunuz! İşsizlik ödeneğinden faydalananlara ayırdığınız rakamın 2,12 katı Sayın Bakan! Yani işsizliğin üzerini örtecek örtü değil bu Fon; bu Fon, işsiz kalanlara ödenecek parayı düzenliyor. Bu paranın bu şekilde başka başka kaynaklarda kullanılmasını biz kabul etmiyoruz. Hem bu Fondaki devlet katkı payını düşürüyorsunuz hem de diğer yatırımlarınızı kısa dönem çalışmalarla, TYP benzeri çalışmalarla ya da bu eğitim programlarıyla bu Fondaki parayı başka başka yerlerde kullanıyorsunuz Sayın Bakan; bu kabul edilemez.

Yine bütçenizde iş kazası hedefiniz var, ölümlü iş kazası: 6,3. Yani diyorsunuz ki —ortalama 1.500-1.600 iş cinayeti— "Biz Bakanlık olarak 2027'de 1.500-1.600 kişinin ölümünü hedefliyoruz." Bakanlığın böyle bir hedefi olamaz! Bakanlık 1 işçinin dahi burnunun kanamaması için hedef koymalıdır. Bu hedefi kabul edemeyiz Sayın Bakan.

“MESEM’LER ÇOCUKLARIN HAYATINI VE OYUN HAKKINI ELİNDEN ALIYOR”

Şimdi başka bir mevzu, MESEM mevzusu. MESEM'den birkaç çocuk anekdotunu size aktaracağım. Yaşı 14-18 arası MESEM...

Elif diyor ki: "Ben okula gidemiyorum. Nasıl okula gideyim? Okula gitmek istesem okul forması, çantamı alamayacağım."

Ali diyor ki: "En çok uyumayı özlüyorum çünkü yorgunluktan uyuyamıyorum; ayaklarım ağrıyor, gece su içmeye kalkamıyorum."

Mehmet: "Dün Cumhuriyet Bayramı'ydı, yaşıtlarım bayram kutladı, ben çalıştım" diyor.

Yine 14 yaşındaki Arda'ya "Oyun oynuyor musun?" diye sormuşlar Sayın Bakan, "Vaktim yok, çalışıyorum" diyor.

Yani bu MESEM'ler aslında çocukların hayatını, çocukların oyun hakkını, çocukların eğitim hakkını elinden alan bir kurum ve bir çalışma. Sayın Bakan, bu çocukların oyun oynayamamasının, eğitimden istisna tutulmasının vebali sizin omuzlarınızda! Bu MESEM meselesini mutlaka çözüme kavuşturmak zorundasınız.

Kadın istihdamı konusunda 2 milyon küsur bir veri ortaya koydunuz Sayın Bakan ama bütçede buna ilişkin bir yatırım kaynağı yok; yatırımlar düşmüş, bu konuda kamuda istihdam artışı da yok. 2 milyon küsur kadını nerede istihdam edeceksiniz Sayın Bakan? Bunu bütçenizde biz göremiyoruz.

O nedenle bütçenizdeki rakamlar cilalanmış rakamlar, gerçek rakamlarla uyuşmuyor Sayın Bakan. Lütfen çalışanların, emekçinin hakkını verin. Teşekkür ediyorum.


Benzer Haberler

03.11.2026

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ı evinde ziyaret eden CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel, olası İBB başkanlığı seçimine ilişkin, “Muhalefetin kazandığı her yeri korumak temel amacımızdır” dedi. Siyasi hırsların seçmenin iradesinin önüne geçmemesi gerektiğini vurgulayan CHP’li Yüksel, belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması çağrısını da yineledi.

31.10.2026

CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel, eski Başbakan Yardımcısı ve SHP Genel Başkanı, bilim insanı Prof. Dr. Erdal İnönü’yü vefatının 19’uncu yıl dönümünde yayımladığı mesajla andı. Yüksel, İnönü’nün mütevazı kişiliğine ve ilkeli siyasi duruşuna dikkat çekti.

30.10.2026

Başkan Mehmet Ali Yüksel’den “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir” sözünü sahiplenen ziyaret

30.10.2026

CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel, Cumhuriyet’in 103. kuruluş yıl dönümünde Arnavutköy’de düzenlenen fener alayına katıldı. Sağanak yağışa rağmen binlerce yurttaşın katıldığı yürüyüşte İstanbul 3. Bölge’deki 13 ilçe örgütünün başkanları da yer aldı. Cumhuriyet Meydanı’nda konuşan Yüksel, “Cumhuriyet; ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, yoksulların Cumhuriyetidir. Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir” dedi.

29.10.2026

CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel Cumhuriyet'in 103. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayınladı. Yüksel mesajında, "Cumhuriyet, ‘bilhassa kimsesizlerin kimsesi’; bu topraklarda doğan her çocuğun eşit ve özgür yaşama sözüdür." ifadelerini kullandı.

28.10.2026

CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel ve il örgütü, Cumhuriyet’in 103. kuruluş yıl dönümü kapsamında Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda düzenlenen çelenk sunma törenine katıldı. Tören öncesinde Beyoğlu İlçe Başkanlığı’nda partililerle buluşan Yüksel, İstiklal Caddesi boyunca yürüyerek esnafın ve yurttaşların Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

27.10.2026

CHP İstanbul’da sahaya çıktı: İl Başkanı Yüksel’e Tokat Günleri’nde yoğun ilgi